SANA TUTSAK BU GÖNLÜM
HAKKIMDA
Irak ülkesinin umutlarına, ırak düşen çocuklarına benziyor sana ırak’lığım. Gittiğim her sen Felluce, döndüğüm her ben Bağdat.Yıkılırken tapınak sütunları yeryüzünün üstüne bir elem dolaşıyor dilime: Saçların karda yıkanırken soğuk ülkelerin ayazına yaslıyorsun ömrünü. Kibrit kutularına yığılan bungunsuz yangınların islenişini çekiyorum ciğerlerime. Sana şiir olmak için katlediyorum bütün şairlerin şah damar şiirlerini. sahi ömrünün en dalgın an’ında zifiri aşk şiirlerde kaybolan hüzün kimin? Kabil’in damarlarından emdim zehri. Habil yok sayıldı kavim tutanaklarında. İnsandım ilk hâlim kadar. Ben sende kimliğimi kaybettim. Oysa seni en iyi yokluğun anlatıyor o som sessizlikte yanlızım sensizim Dağ çiçeğim...

ANA MENÜ



SON YAZILARIM
KATEGORİLERİM
BAĞLANTILARIM
Google RSS www.kerzan.blogcu.com



ARKADAŞLARIM
FEEDJİT
ANKET
BAŞLIK
KODLARI
BLOGCUYA UYARLAMA
Credits
Template by Ande graphic
Ande
Blog Host by Splinder

30/5/2009 - Âdem’in Yalnızlık Halleri [Bu yazıyı izle]

Kategori: ask



Havva dünde kalsa da Âdem onu hep bugünmüş gibi bildi.

Hiçbir şey giderek uzaklaşmadı. Hiç olmamış gibi olmadı. Artık zaman vardı ve Âdem’in istemediği kadar çoktu. Lâkin Havva yoktu ve bir tek Havva’nın hasretinin üzerinden zaman geçmiyordu.

Yeryüzünün o zamanları bu zamanlarına uysaydı, Âdem’in kırk yıl ağladığı, seksen yıl beklediği, Havva’nın yüz yıl gelmediği bile söylenebilirdi. Ama mutlak olan sadece kalbin zamanı.

Kalbin zamanı: Cennet zamanı.

Canlıydı orada her hatıra. Onda unutuş yoktu.

Aşkın zamanı: Ân-ı ebedi: Bitimsiz şimdi.

Âdem kalbinin zamanında o kadar bekledi. Havva o kadar gelmedi.


Nazan BEKİROĞLU / Lâ Sonsuzluk Hecesi لا

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



18/4/2009 - Hiçbir zaman olmayacağını da biliyorum

Kategori: ask

Herşeyi sil baştan yaşayacağım bir hayat sunulsa. Bu hayatın bir silgisi olsa da tekrar baştan yaşayabilsem.

Karanlık düşen çığlıklarımın içine tebessümlerin hakim olduğu bir yaşam girebilse...Bir yaprak gibi titreyen yüreğime su serpebilecek pencereler açılsa...Silsem silsem silsem...İç çektiğim günleri bir hayat silgisiyle yok edebilsem. Fırtınaları dindirebilecek bir liman oluşturabilsem iç dünyamda. Bir anda her acıyı yokedebileceğim bir sihir gibi silgim olsa. Tutanabilcek bir dal oluşturabilsem. Hiç bir yöne beni savuramayacak sımsıkı bir dal.Üzerinde tomurcuklarım olsa. Açılmamış umut tomurcuklarım olsa her biri. Sabah tanyeri ile tomurcuklarımın üzerine çiğ düşse. Düşen çiğ damlaları gözyaşlarımın yerine alsa.Bu hayatta her yediğim darbeyi o silgimle yok edebilsem ne güzel olurdu.Yalnızlığıma davetiye çıkaran sancılı ağrılarımı dindirecek bir hayat sunulsa.


Ah diye geçmişime bakıp nedenlerimle dolu hayatımı silebilsem.

Yerine yeni bir hayat çizsem kendime. Dizimin üstüne çöküp bittiğimi anladığım anlarda bu karanlıktan beni kurtarabilecek ince bir çizgi oluşsa. Öyle bir çizgi oluşsa ki hep onun üzerinde yürürken beklenmedik acılarla karşılaşmasam. Hatalarımı, pişmanlıklarımı bir anda silsem.Yerine kaybettiklerimi geri alabileceğim bir hayat verse bana sildiklerime karşılık.Böyle bir hayata saklı kutumdaki hayallerimi, bilinmeyen ağaçlarımdaki umutlarımı çıkarıp tekrar ben olarak yaşamaya başlasam.

Bütün acılarımı hiç hatırlatmayacak asla ve asla hüzünlerin kol gezdiği karanlıklardan iz taşımayacak bir yaşam sunulsa.Baktığım her yerde eski beni aramadığım bir mesken verilse bana. Yok böyle bir hayat silgisi evet biliyorum yok...
Hiçbir zaman olmayacağını da biliyorum. Bize düşen acı ve hüzünle boğuşmak kalacak.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



2/4/2009 - HADİ GİT..

Kategori: ask

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar.

Mademki benli hayat sana kafes kadar dar,
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.

Hadi git, benden sana dilediğince izin,
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.

Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.

Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
Oysaki hep yedekte, hep elde var saymıştın.

Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
Zannetme ki, pişmanlık, mutluluk kadar ırak!

Sanma ki fasl-ı bahar geldiğim gibi gitmez,
Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez.

Her darbene tahammül edecektir bedenim,
Gururum mani olur perişanıma benim.

Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.

Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,
Sana gül bahçesini kim açar benden başka!

Hercai arılara meyhanedir çiçekler,
Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!

Mademki aşk tablosunun takdirinden acizsin,
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.

Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!

Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan!
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!

Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm!
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.

Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum!

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git! ...  

                                                                                             alıntı..
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



2/4/2009 - Aşkın Tarifi

Kategori: ask



En büyüğü 10 yaşında olan bir grup akıllı bıdığa Sence aşk nedir?
diye sormuşlar. Alınan cevaplar, internette hızla dolaşıyor. Cevaplara
bakınca anlıyoruz ki, gerçekten çağ atlıyoruz. Çocukluğumuzda bize Aşk
nedir? diye sorsalar ne cevap verirdik? Aramızdan cevap verebilen çıkar
mıydı?Bu arada unutmadan cevapların yanındaki yorumlar da e-posta dünyayı
dolaşırken, isimsiz kahramanlarca eklenmiş...
İşte Cev aplar:

- Aşk, sevgilimizle aramızda bi sürü kötü şey meydana gelmeden
önce hissettiğimiz şeydir.


- Benim anneannem sırtından hasta olmuştu ve eğilemediği için ayak
tırnaklarına oje süremiyordu, dedemin de parmakları hasta olmasına rağmen
anneannemin ayak tırnaklarına hep oje sürüyordu. Bence aşk budur.  


- Sizin adınız size aşık olan birinin ağzından daha değişik çıkar,
o size adınızı söylediği zaman benim ne güzel adım var diye
düşünürsünüz...


- Aşk birlikte yemeğe gittiğimiz zaman sevgilimizin kendi kızarmış
patateslerini bizim tabağımıza koyması ve bizim tabağımızdan hiçbir şey
almamasıdır.


- Aşk, biri sizi ne kadar kırmış olsa da sırf o üzülür diye ona
kötü bişey söylememektir. >>

- Aşk çok yorgun olduğumuzda bizi gülümseten bişeydir.


- Aşk, annemiz babamıza kahve yaptığı zaman ona **ürüp vermeden
önce kendisinin bir yudum içmesi ve tadının çok güzel olduğunu kontrol
etmesidir.  

- Aşk, sevgilimiz bişey söylüyorsa yılbaşı hediyelerini açmayı
bile bırakıp onu dinlemektir.



- Senden nefret ediyorum dediğimiz birine ilerde aşık oluruz.



- Aşk sarılmaktır... Aşk öpüşmektir... Aşk hayır demektir.


- Aşk sevgilimizin her şeyini bildikten sonra bile onunla çok iyi
arkadaş olabilmektir.

-
Aşk kocamız çok terliyken ve kötü kokuyorken bile ona Sen Bruce
Willis ten daha yakışıklısın demektir.


- Aşk, köpeğinizi bütün gün evde yalnız bıraksanız bile eve
döndüğünüzde size koşup bütün suratınızı yalamasıdır.  


- Aşk, Sevgililer Günü kartlarının üzerinde yazan şeyleri
sevgilimize soylemek ama başkalarına söylerken yakalanmamaktır.



- Birine aşıksanız, kirpikleriniz hareket ettikçe gözlerinizin
içinden yıldızlar çıkar.  

- Eğer aşık değilseniz seni seviyorumdemeyin, ama gerçekten
aşıksanız hep seni seviyorumdiyin, hem aşıksanız hem de seni
seviyorum demiyorsanız çok ayıp.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->