SANA TUTSAK BU GÖNLÜM
HAKKIMDA
Irak ülkesinin umutlarına, ırak düşen çocuklarına benziyor sana ırak’lığım. Gittiğim her sen Felluce, döndüğüm her ben Bağdat.Yıkılırken tapınak sütunları yeryüzünün üstüne bir elem dolaşıyor dilime: Saçların karda yıkanırken soğuk ülkelerin ayazına yaslıyorsun ömrünü. Kibrit kutularına yığılan bungunsuz yangınların islenişini çekiyorum ciğerlerime. Sana şiir olmak için katlediyorum bütün şairlerin şah damar şiirlerini. sahi ömrünün en dalgın an’ında zifiri aşk şiirlerde kaybolan hüzün kimin? Kabil’in damarlarından emdim zehri. Habil yok sayıldı kavim tutanaklarında. İnsandım ilk hâlim kadar. Ben sende kimliğimi kaybettim. Oysa seni en iyi yokluğun anlatıyor o som sessizlikte yanlızım sensizim Dağ çiçeğim...

ANA MENÜ



SON YAZILARIM
KATEGORİLERİM
BAĞLANTILARIM
Google RSS www.kerzan.blogcu.com



ARKADAŞLARIM
FEEDJİT
ANKET
BAŞLIK
KODLARI
BLOGCUYA UYARLAMA
Credits
Template by Ande graphic
Ande
Blog Host by Splinder

21/7/2009 - Nef'i den gazel örnekleri(Türkçeleriyle beraber)

Kategori: siir

NEF'İ


Nefi öyle bir yazar ki, övgü ve yergi sanatını yani kaside ve hiciv sanatını bir arada kullanarak büyük bir başarı elde etmiştir. Aslında birbirlerine zıt olan bu sanatları uygulamak her baba yiğidin harcı olmadığını düşünüyorum. Hicivlerinden dolayı ona genç yaşta “Zari” mahlası verilmiştir.”Zari” günümüz Türkçesiyle “zararlı, faydası dokunmayan” anlamları taşır.O öyle bir Hiciv sanatı işlemiş ki
1585 Erzurum defterdarı olan Gelibolulu Müverrih Ali, şiirlerini görmüş, beğenmiş ve bu genç şaire Nef'i "Nafi” yararlı" mahlasını vermiştir.Ne kadar yararlı bir şair, orası meçhul tabii.Öyle ki, Nefi yazmış olduğu hicivleriyle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekmeyi başarmıştır.

Dönemin Müftüsü ile aralarında geçen bir atışma oldum olası beni Nefi’nin büyük bir şair olduğuna inandıran güzel atışmalardan biridir.Aslında güzel bir atışma olduğu söylenemez; bilakis ağır sözlerle kurulmuş,destansı sözler içeriyor.Malum bizim Nefi oturtucu sözlerin adamıdır.Dönemin müftüsü görünüşte Nef'i yi öven, fakat içeriğinde Nef'i ye kâfir diyen bir beyit oluşturup halka sundu.Üstad Nefi’de boş durur mu sanırsınız? Nefi’ye biri kafir diyecek ve Nef’i masum masum, hiçbir şey yokmuş gibi davranacak.Üstad boş durmadı. Hemen bu beyite karşılık bir beyit de o yazdı:

"Müftü efendi bize kâfir demiş.
Tutalım ben O'na diyem müselman.
Lâkin varıldıktan ruz-ı mahşere,
İkimiz de çıkarız orda yalan."

diye cevap vermişdir.Bu öyle oturaklı bir beyitti ki,dönemin müftüsü bu beyite karşılık olarak başka bir beyit yazma cüreti gösterememiştir.Yani kısacası Nefi öyle bir hiciv ustasıydı ki sadece bir hicvinden dolayı bir çok insanın ağlamasına, efkarlanıp dünyadan soğumasına sebep olabiliyordu. Biraz garip ama açıkcası dönemin kabus, sinir bozucu şairlerin en önde geleniydi. Diline,kalemine pek sahip olamadığından ölüm sebebi de yazıp çizdiği, karalayıp durduğu hicivleri yüzünden olmuştur.Ölüme giden bu yolda hicivlerini üstüne basabasa söylemesi beni çok güldürmüştür.

Öyle ki o zamanın sadrazamlarına şiir şeklinde küfür ettiği için bir kez zindana atıldı; ama padişah bunu öğrenince kendisini affetti.1 ay sonra tekrar küfür etti ve yine zindana atıldı ve yine padişah Allah'ın sabrı üç kezdir diyerek, "bir kez daha affediyorum seni" dedi ve tekrardan bizim sivri dilli Nefi'yi affetti. Aradan epey bir zaman geçti.. Bizde bir tabir vardır: “Can çıkar huy çıkmaz” diye, malum bu söz tam bizim Nefi'ye göreydi Nefi dayanamayıp ne de olsa beni tekrardan affedip bırakırlar diye düşündüğünden olsa gerek, tekrardan küfrettiği için nihayetinde boğularak öldürülmüştür.Boğularak öldürülmesinin sebebi de Nefi’nin tamamen kendi isteği dahilinde gerçekleştirilmiştir.Sonuçta bir çok kez affedilmesine karşın, diline sahip çıkmayıp kendi ölüm fermanını yine kendi elleriyle imzalamıştır.

Gazel

Ne tende cân ile sensiz ümîd-i sıhhât olur
Ne cân bedende gâm-ı firkatûnle rahat olur
( Vücudumda sensiz ne can ve sağlık umudu olur. Ne de can bedenimde ayrılığın gamıyla rahat yüzü görür.)
Ne çâre var ki firâkunla eglenem bir dem
Ne tâli’üm meded eyler visâle fırsat olur

( Ne senin ayrılığın yüzünden bir an oturup kalmanın çaresi var ne de talihim yardım eder de sana kavuşma fırsatı bulabilirim.)
Ne şeb ki kûyuna yüz sürmesem o şeb ölürüm
Ne gün ki kâmetüni görmesem kıyâmet olur

(Hangi gece bulunduğun yerlere yüzümü sürmesem o gece ölürüm. Hangi günde selvi boyunu görmesem benim için kıyamet olur.)
Dil ise gitdi kesülmez hevâ-yı aşkundan
Nasîhat eyledüğümce beter melâmet olur

(Gönül ise elden giden aşkının arzusundan bir türlü vazgeçmiyor, ben nasihat ettikçe o daha beter rezil oluyor.)
Belâ budur ki alışdı belâlarunla gönül
Gamun da gelse bâ’is-i meserret olur

( Asıl belâ şu ki gönül belâlarınla alıştı.Şimdi gönüle gamın da gelse sevinç sebebi oluyor.)

Nedür bu tâli’ ile derdi Nef’î-i zârun
Ne şûhı sevse mülâyim dedükçe âfet olur

( Bu talihsiz ve zavallı Nef’î’nin çektiği dertler nedir? Hangi güzeli sevse ona yumuşak huylu ve uysal dedikçe bir afet kesiliyor.)


Gazel
Ağyâre nigâh etmediğin nâz sanırdım
Çok lutf imiş ol âşıka ben az sanırdım

Gamzen dili rüsvâ-yı cihân eyledi
Billâh ben ol âfeti hem-râz sanırdım

Seyr eylemesem âyînede aks-i cemâlin
Hüsn ile seni meh gibi mümtâz sanırdım

Ma'mûr idügin bilmez idim böyle harâbât
Mestâneleri hâne-ber-endâz sanırdım

Sihr etdiğini senden işitdim yine Nef'î
Yoksa sözünü hep senin i'câz sanırdım



AÇIKLAMA

Yabancıya bakmadığından ben nazlı sanırdım
Ama çok alakalıymış aşığa ben az sanırdım

Gülümsenle cihana beni rezil eyledin
Oysa ben seni en yakın arkadaşım sanırdım

Yüzünün aynadaki yansımsını görmesem
Güzellikde seni ay gibi seçkin sanırdım

Yapıcı olduğunu bilmezdim böyle harap olmuş
Sarhoşları seni ev yıkıcı sanırdım

Sihir yaptığı yeni senden işittim
Nef'i yoksa sözünü hep icaz* sanardım

*Mu'cize derecesinde düzgün ve icazlı söz söylemek. Benzerini yapmada herkesi acze düşürmek. Güzel söz söylemekte insanların muktedir olmadıkları derece.
alıntıdır.İhtiyacı olanlara yardımcı olabilmişimdir umarım.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



30/5/2009 - BÜLBÜL!!!

Kategori: siir

Bülbül

Olur mu? Böyle bülbül, hani ahdine vefa
Ne olurdu bağımdan geçip gitsen bir defa
Şakısaydın bir gülün dallarında yeniden
Sakınırdım seni ben, güllerin dikeninden…

Şimdi viran bir bağın yasını tutuyorum.
Seni kim küstürmüştü bazen unutuyorum.
Bir veda nağmesini çok gördün kızıl güle
Seninde kısmetin bu, çile bülbülüm, çile.

Hangi rüzgâr taşır ki, o hırçın figanını,
Hangi gül kabul etti, son bulmaz hicranını.
Söyle hangi gül ile kavil edip söyleştin,
Bilmezsin belki ama bu yarayı sen deştin…

Senden başka kim bilir gülün intizarını
Sanadır ıslaklığı, kibirin ve güzelin…
Bir figan et de dindir, gülün ıstırabını,
Varsın kanlara batsın, buğday rengi tüylerin…

Bağımdan bir kerecik geçip gitseydin eğer,
Bir lahza hafiflerdi, kanayan goncalarım.
Bir diken vur kalbine, bir güle rengini ver
Öl ki; sultanı sen ol, sevda topraklarımın.

Kızıl gülün dalında bulununca izlerin,
Seni bir suçlu gibi kafeslere koydular.
Sen böyle feryat figan yas tutmaya devam et
Şairi şiirinden, gülü senden aldılar…

Yusuf MESCİOĞLU
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



26/5/2009 - Hoşçakal Lavinia

Kategori: siir


Lavinia

sana gitme demeyeceğim
üşüyorsun ceketimi al
günün en güzel saatleri bunlar
yanımda kal

sana gitme demeyeceğim
gene de sen bilirsin
yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
incinirsin

sana gitme demeyeceğim
ama gitme lavinia
adını gizleyeceğim
sende bilme lavinia

Özdemir Asaf

                            



HOŞÇAKAL
siyah beyaz tuşlarında piyanomun
seni çalıyorum şimdi
çaldıkça çoğalıyorsun odada
sen arttıkça ben kayboluyorum

seni doğuruyorum geceye
adını koyuyorum aya bakarak
her şey sen oluyor her yer sen
ben ölüyorum

sesini duyuyorum rüyalarımda
gözlerimi kamaştırıyor ışığın
rüzgar sen gibi dokunuyor bana
ben doğuyorum

duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç
dokunmuyorsun bana
sen gibi bir şimşek çakıyor
tam kalbime düşüyor yıldırımı
ben gidiyorum

Özdemir Asaf


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



26/5/2009 - Son Vedam

Kategori: siir



Ne dindim ne duruldum
Her yokluğu unuttum
Ne varsa sende buldu bu kalp
Ne günlere kaldı bu can dayandı durdum
Döner dedim sabır yürek
Gel gör ki bak senden önce ben hiç kimseye
Böylesine deli aşık olmadım
Ne varsa geçmişte kalan seninle yaşanan
Gözlerimden geçiyor şimdi

Bir zaman geçmiş aşklardan
Bir şiir,kitap okursan hatırla
Seni sonsuz ve yalansız
Karşılıksız,amansız seven var

Gönül hergün bir yerinden
Yaralandı sen giderken unutma
Bir düş bir yaprak gibi
Savruldu gör şu ömrü uğrunda
offf! oooff!

Ne yıldım ne kırıldım
Gururla direndim
Sana değer dedim her gün
Gel gör ki bak senden önce ben hiç kimseye
Böylesine deli aşık olmadım
Ne varsa geçmişte kalan seninle yaşanan
Gözlerimden geçiyor şimdi


Bir zaman geçmiş aşklardan
Bir şiir,kitap okursan hatırla
Seni sonsuz ve yalansız
Karşılıksız,amansız seven var

Gönül hergün bir yerinden
Yaralandı sen giderken unutma
Bir düş bir yaprak gibi
Savruldu gör şu ömrü uğrunda
offf! oooff!

Bilmiyorsun ne haldeyim
Kan revan içinde kalbim
Tepeden tırnağa yanıyorum
Uçurum diplerinde bedenim
Betonlar düşüyor sanki bağrıma
Bir bir ağaçlar devriliyor şimdi tam başucumda
Ne olursun ya dön gel ya benide al yanına
Kimbilir belki bu sonuncu günüm
Sana son sözüm son vedam
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



30/4/2009 - SEN SEVGİLİ

Kategori: siir

Kay kaylara binmiş yunuslarla bu gece hüzünlere kaydım
Engin suların geniş ufkunda dertlerimi onlarla paylaştım.
Aşkta bin karanlık gecenin denizlerdeki derinliğine ulaştım
Bazen vuran hırcın bazen durgun dalgalarınla uğraştım.
Sen…………
Ne çabuk unutun verdiğim o koca dünyamı zevkle yoluna
Heyelana kapılmış ruhun yuvarlanırken örümün sonuna
İsyanlar dilendi,figan arşın karanlığında sema ya değende
Gönüller yumak,yumak karanlığa saldıran hırcın ellerimde
Sen…….
Değil miydin sevdanın bağına zevkle sarılan kollarımda
Ateş,ateş vurulup nöbetlere tutulan yanan dudaklarımda
Yokluğumdaki uyumalarında adımı binlerce kere sayıklayan
Her kavuşmamızda yıldırımlara tutulup ruhumu paralayan
Sen………
Ey sevgili kırağı düşen saçımın renginden neden ürkersin?
Aşkın yükünü omuzlarında taşıyan ruhumu niçin üzersin ?
Gönül senin yolunda sürünürken derinleşti anlımda çizgiler.
seyrederken gözlerini gözlerime indi bu karanlık perdeler .
sen…….
Nasıl unutun hani bir yer vardı yolun sonunda ki durakta
Aklara savrulan saçlarımızla beraber Ördüğümüz hamakta
Son yolculukta o mahşere doğru Sarmaş dolaş olacaktık
İki bedende tek bir ruh huzurda sorgulamaya varacaktık.
Sen…
Dönme sözünden aşkımın baharında açan sevda çiçeğim
Sensiz huzur bulaman gel sabrım tükendi isyan edeceğim.
Karanlığın zindanına tutsak ruhumu inan sana vereceğim
Ömrüm yetmedi bin ömür dileğim ondada seni bekleyeceğim.

    
 
Şair; feyruz Demir

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




<- :: Sonraki Sayfa ->